Bu Yazı Girişimcilik, İş Dünyası kategorisinde 29 Ara 2011 tarihinde yayınlandı 151 kez görüntülendi, 0 Yorum yapıldı.
Girişimci, kararlarını çeşitli alternatifler içinde yapacağı seçimle belirler. Belirsizliklerin yoğun olduğu ortamlarda, rizikonun büyüklüğü, girişimcinin karar vermesini güçleştirir. Büyük mali rizikolarla karşı karşıya olan bir girişimci verimliliğini arttıracak pek çok faktörü en aza indirme yoluna gider.
Oysa, bir ünite için belirsiz olan durum, sayıları arttıkça belirsizlikten sıyrılarak, ölçülebilir hale gelir. Sigorta kuruluşları yeteri sayıda aynı rizikoyla karşı karşıya olan üniteleri bir araya topladığından, belirsizliği belirliliğe dönüştürürler. Ünite başına düşen prim karşılığında, riziko gerçekleştiği taktirde doğacak hasarı (zararı) karşılama güvencesi verilir.
Böylece, sigorta küçük ve belirli ödemeler karşılığında büyük ve belirsiz hasarlara karşı garanti sağlayan bir kuruluş olarak girişimcinin karar verirken cesur olmasını, yatırımlara girişmesini sağlar. Başka bir deyişle rizikonun ve belirsizliğin girişimci açısından ortadan kalkmış olması, iş verimini artırır. Zarar rizikosunun azaldığını gören girişimci rekabet ortamına girmekte tereddüt etmeyerek yeni girişimlere sermaye yatırır. Böylece iş ortamında, güvence altına alınmanın verdiği rahatlıkla, dev sanayi ve ticari kuruluşların oluşumu gerçekleşir.
Girişimci için sermaye maliyeti önemli bir konudur. Ülkede ikraz edilebilir fonların azlığı, faiz oranlarının yüksek olmasını etkiler. Sigorta kuruluşları ise, prim gelirlerinden oluşan tasarruf potansiyeli ile direkt yatırımlarda bulundukları gibi, yatırımcıya ikraz yolu ile ya da hisse senedi, tahvil vs. alımı ile katkıda bulunarak piyasadaki para arzını artırırlar. Yatırıma aktarılabilecek tasarruf fonlarının fazlalığı faiz oranlarını düşüreceğinden, girişimcinin ucuz fiyata yatırım sermayesi bulmasını dolayısıyla, daha fazla girişimci ve daha büyük girişimler durumunu sağlar.
Girişimci, gerçekleşebilecek rizikolar karşısında zararını kendi kendine karşılamak amacıyla, sermaye ayırmak zorunda kalsaydı, yatırımlarını kısmak zorunda kalacaktı. Bu tutar, sigortada olduğu gibi, rizikoyu karşılayacak olanlar çok sayıda olmadığı için, prim tutarı ile karşılaştırılamayacak kadar büyük bir tutar olacaktır. Örneğin, girişimci 1 milyar TL. değerindeki makinesini, kırılmalara karşı sigorta ettirmeyip, gerçekleşebilecek riziko karşısında oluşacak zararı kendi kendine karşılamaya giderse, 1 milyar TL. veya ona yakın miktarda parayı, ihtiyat olarak her zaman hazır bulundurmak zorunda kalacaktır. Oysa; girişimci bu makineyi, kırılmalara karşı belli bir prim karşılığında sigorta ettirdiğinde, prim ödemesi dışında elindeki sermayesini rahatlıkla kendi yatırımına yönelterek, daha geniş çapta yatırıma gidebilecektir.
Kredi, günümüz iş hayatının en önemli konularından birisidir. Sigortanın önemli işlevlerinden biri de kredi sağlamasıdır. Bu kredi, hem sigortalı açısından hem de toplum açısından işlemektedir. Örneğin, bir taşınmazın ipoteğini teminat göstererek borç isteyen kişi, ancak bu taşınmazını sigorta ettirerek isteğine (krediye) kavuşabilecektir. Çünkü
taşınmazın yangın veya başka bir afetle yok olması ve dolayısıyla gösterilen teminatın ortadan kalkması rizikosu bulunmaktadır.
Aynı şekilde, mal mukabili avans veya kredi alanlar için sigorta yardımcı olmaktadır. Sigorta garantisi olmadan malın teminat olarak kabulü mümkün değildir. Kişilere borç verilmesi halinde de, alacaklı, borçlunun beklenilmeyen bir ölüm rizikosu için sigorta yaptırmasını isteyebilir.
Diğer taraftan, hayat sigortalarında; sigortalılar, mukavelede öngörülen koşullar altında, sigortacıdan ödünç isteyebilirler. Örneğin, bir çok ülkede hayat sigortası poliçelerinin emanet olarak bırakılmaları suretiyle kredi temin edilmektedir.